Danışanlarımız genelde aşağıdakilere benzer şikayetler ile başvururlar:

“ Geceleri sürekli uyanıp kapının kilitli, doğal gazın da kapalı olup olmadığını defalarca kontrol ediyorum. Sanki bunları kontrol etmezsem eve hırsız girip bana zarar verecek, ya da gaz kaçağı olacak ve ben zehirleneceğim. Doğru dürüst bir uyku çekmeyeli o kadar uzun zaman oldu ki… Aslında deliksiz uyumaya çok ihtiyacım var ama bunları yapmadan duramıyorum nedense…”

“ Sabahları ve akşamları duş almam ikişer saat sürüyor, bu yüzden kaç kere çocukları okula geç götürdüm. Sürekli ellerim kirliymiş gibi geliyor. Evi her gün defalarca çamaşır suyu ile siliyorum. Eve gelen herkesin kapının önünde soyunmasını ve hemen duşa girmesini istiyorum. Bu yüzden evde huzur kalmadı. Ellerim sık sık ve defalarca yıkanmaktan cılk yara oldu, canım yanıyor ama kendime engel olamıyorum. . Böyle yapmazsam sanki çok kötü bir hastalık kapacağım, daha da kötüsü bu hastalığı çocuklarıma da bulaştıracağım.”

“ Sürekli çocuklarıma zarar vereceğim düşüncesi ile boğuşuyorum. Evdeki tüm kesici aletleri kilitledim, onlarla birlikte asla balkona çıkmıyorum, onlar evdeyken hava çok sıcak olsa bile tüm camları sıkıca kapatıyorum. Artık onlarla evde yalnız da kalamıyorum ya… Ama ne yapsam sanki yetmiyor…”

“ Gömleklerin düğmelerini, kaldırımın taşlarını saymadan duramıyorum. Aslında sayılacak ne bulsam sayıyorum. Eğer böyle yapmazsam sanki çok kötü şeyler olacakmış gibi hissediyorum.”

“ Aslında dindar bir insanım ben, ama sanki inandığım her şeye küfür edecekmişim gibi geliyor, bu düşünceleri bir türlü kafamdan atamıyorum. Sonra da bu vesveselerden kurtulmak için saatlerce ibadet ediyorum. Önce işe yarıyor ama sadece kısa bir süreliğine, sonra tekrar aynı kötü düşünceler başlıyor”.

“ Türlü ritüellerim var; sabahları kapıyı 3 kez kilitlemek, eşikten hep sağ ayağımı atarak çıkmak, ellerimi her seferinde altışar kez yıkamak gibi… Eğer sayıdan emin olamazsam en baştan yapıyorum. Sanki bunları yapmazsam çok kötü şeyler olacakmış gibi geliyor. Biliyorum mantıklı değil ama yine de kendimi bunları yapmaktan alıkoyamıyorum”.

Obsesif-Kompulsif bozukluk, obsesyon (takıntı) ve/veya kompulsiyon (zorlantı) ların varlığı ile kendini gösteren bir rahatsızlıktır.

Obsesyon, kişide belirgin ölçüde kaygı ve sıkıntıya neden olan, tekrarlayan ve zorlayıcı düşünce, dürtü ve imgelerdir. Söz konusu düşünce, dürtü ve imgeler; kirlenme, hastalık kapma, başkasına/kendisine zarar verme, cinsellik, dini inanışlar gibi çok geniş bir yelpaze içerisinde yer alabilir ve zaman içerisinde değişiklik gösterebilir.

Kompulsiyonlar ise, kişinin takıntılarından kaynaklanan sıkıntıyı ortadan kaldırmak için yaptığı/yapmak zorunda hissettiği yinelemeli davranışlar (yıkanma, kapıyı-ocağı kontrol etme vb.) ve zihinsel eylemlerdir (sayı sayma, belli sözcükleri sessizce tekrarlama vb.). Ancak, bu davranışlar/zihinsel eylemler, korunulması hedeflenen durumlar ile ya gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir (örneğin, eve hırsız girmesini önlemek için her akşam içinden 100 e kadar saymak), ya da açıkça aşırı bir düzeydedir (örneğin, kişinin hastalık kapmaktan korktuğu için evini her gün 5 kez çamaşır suyu ile temizlemesi).

Obsesif-kompulsif bozuklukta, takıntı ve/veya zorlantılar kişinin önemli ölçüde zamanını alır, günlük yaşantılarını, sosyal ilişkilerini olumsuz etkiler ve işlevselliklerini düşürür.

 

ETİKETLER:
  • FİLİZ AYKAN
  • 9 Mayıs 2018
  • 122 Okunma