Danışanlarımız genelde aşağıdakilere benzer şikayetler ile başvururlar:

“ O korkunç olayın üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen, hala bazı geceler kabuslarıma giriyor. Çığlık atarak kan ter içinde uyanıyorum. Eskiden keyif aldığım şeylerden zevk alamaz oldum. İçimde tanımlayamadığım bir boşluk duygusu var. Bazen en ufak bir şey, bir ses, hatta bir koku bana o olayı anımsatıyor, sanki o olaydan sahneler gözümün önünde birdenbire canlanıveriyor. O anılar peşimi bırakmıyor. Bu kabus hiç bitmeyecek gibi, çok ümitsizim”.

Kişiyi aşırı derecede korkutan, dehşet içerisinde bırakan, kişinin bizzat kendisinin veya bir yakınının yaşadığı ya da kişinin şahit olduğu; ölüm, ağır yaralanma, cinsel saldırı içeren veya bunlara yönelik ciddi tehdit oluşturan; doğal afet, savaş, terör, saldırı vb. olağandışı durumların yarattığı etkilere ruhsal travma diyoruz.

Travma sonrası stres bozukluğu bulunan kişiler; travmanın üzerinden uzun süre geçse bile, yaşadıkları travmaya ilişkin rahatsızlık verici anılar ile boğuşmaya devam ederler. Bu olaylar ile ilgili tekrarlayan kabuslar görürler. Travmalarını çağrıştıran uyaranlar (benzer mekan, ses ve kokular gibi) ile karşılaştıklarında yoğun ruhsal sıkıntı yaşarlar, buna kişiye rahatsızlık veren kalp çarpıntısı, baş dönmesi, titreme vb. fiziksel belirtiler de eşlik edebilir. Kişi, travma yeniden oluyormuşçasına geçmişe dönüşler (flashback) yaşayabilir. Travmaları ile ilişkili anı, duygu ve düşüncelerden ve/ veya bunlara neden olan dış anımsatıcılardan (insanlar, konuşmalar, etkinlikler vb) kaçınmaya, uzak durmaya çalışırlar.

Travmatik anılara yönelik bellek kayıpları, olaydan ötürü kendisini suçlama, utanç duyma, çevresindekilere yabancılaşma, daha önce zevk aldığı etkinliklerden keyif alamama da travma sonrası stres bozukluğu yaşayan kişilerde sıkça görülebilir. Bu kişiler ayrıca konsantrasyon problemleri, uyku sorunları, aşırı tedirginlik ve öfke patlamaları da yaşayabilirler.

ETİKETLER:
  • FİLİZ AYKAN
  • 9 Mayıs 2018
  • 165 Okunma