• Ayrılık kaygısı çocuğun gelişimsel olarak bağlandığı ona bakım veren başlıca kişilerden ayrılma durumlarında uygunsuz ve aşırı kaygı duymasıdır. 6 ay-3 yaş arasında var olan ayrılık kaygısı normal olarak değerlendirilen bir tepkidir. 1,5 yaş civarında şiddetlidir. Bir yaşın altındaki bebekler ayrılık kaygısını yabancı kaygısı olarak açığa çıkarır.
  • 3 yaşından itibaren çocuklar ayrılığın geriye döndürülebilir bir süreç olduğunu kavramaya başlar ve ayrılığa daha az tepki verir. Okula başlayan küçük çocuklarda ayrılık kaygısının görülmesi bir dereceye kadar normaldir. Ayrılık Kaygısı Bozukluğu tanısı kaygının şiddetine göre 4-5 yaşından itibaren konulmaya başlar.
  • Ergenlerde de ayrılık kaygısı görülebilir. Ergenler ebeveynlerden ayrılma konusunda herhangi bir kaygıyı direkt olarak ifade etmeyebilirler ancak davranışları sıklıkla bir ayrılma kaygısını yansıtır. Evden ayrılma, yalnız başına etkinliklere katılma konusunda rahatsızlık ifade edebilirler. Sosyal ve yaratıcı etkinliklere katılırken ebeveynleri bir yardımcı olarak kullanmaya devam ederler.

 

Ayrılık Kaygısı Bozukluğu okul çağı çocuklarında çok sık görülen bir ruhsal sorundur.

  • Ayrılık kaygısı en çok okula başlama yaşlarında görülür. Sıklığı tüm okul çağı çocuklarında %4- 5 civarındadır. Ergenlerde bu oran daha azdır.
  • Bazı çalışmalarda kız çocuklarında daha sık saptanmasına karşın genel olarak kız ve erkek çocuklarda eşit oranda olduğu belirlenmiştir.

 

Ayrılık kaygısı gelişimine katkı sağlayan etkenler:

  • Çocukta ve anne-babada bağımlı kişilik yapısı
  • Aşırı koruyucu kollayıcı ebeveynler
  • Ailede ve çocukta fiziksel hastalık
  • Ailede ölüm
  • Aile içi sorunlar
  • Ailede ruhsal sorunlar
  • Çocukta ruhsal bozukluk
  • Yer-okul değişikliği
  • Kardeş doğumu
  • Travmatik yaşantılar
  • Okulda zorbalık

 

Hangi durumlarda ayrılık kaygısından şüphelenilmelidir?

  • Ayrılma korkusundan ötürü okula gitmek istememe ya da gittiğinde kaygısının artması
  • Evden ya da bağlandığı kişiden ayrılınca sıkıntı duyma
  • Sevdiği kişileri kaybedeceği ya da onların başına kötü bir şey geleceği ile ilgili yoğun kaygı duyma
  • Kötü bir olayın bağlandığı kişiyle ayrılmasına neden olacağına ilişkin kaygı duyma
  • Evde ya da başka yerde tek başına kalırken aşırı korku duyma
  • Kabuslar görme ve bu kabusların genelde sevdiği kişilerden ayrılma ile ilgili olması
  • Sevdiği ve bağlandığı kişiler olmadan evin dışında bir yerde yalnız kalmama
  • Bağlandığı kişilerden ayrılırken ya da okula giderken bedensel semptom çıkarma (mide bulantısı, karın ağrısı, öğürme, kusma, nefes darlığı, çarpıntı vb).

 

Her okul reddi ayrılık kaygısından kaynaklanmaz!

  • Okul reddi olan çocukların %20 kadarı herhangi bir ruhsal bozukluk tanısı almaz.
  • Bilişsel işlevlerinde sorun olan çocuklar (dikkat sorunları, öğrenme sorunları, zeka ile ilişkili sorunlar) genelde eğitimle ilgili faaliyetlerde isteksizdir ve okula gitmeyi sevmezler.
  • Çocuklar ve özellikle de ergenlerin bazıları davranış bozukluğu nedeniyle okula gitmeyi reddederler.
  • Depresyon, diğer korku ve kaygılar, istismar ve akran zorbalığı da okul reddine neden olabilir.
  • Fiziksel hastalığı olan çocuklar da okula gitmek istemeyebilirler.

 

TEDAVİ

Ayrılık Kaygısı Bozukluğu’nda aile ve çocuğu bilgilendirme, bilişsel davranışçı terapiler, psikodinamik psikoterapi, aile terapisi ve ilaç tedavisinin uygunluk açısından değerlendirilerek terapi planı oluşturulur.

Ayrılık kaygısı olan çocukların aileleri neler yapmalıdır?

  • Okul reddi acil bir durumdur. Okula gitmeyen çocuğun hemen okula başlaması desteklenmelidir.
  • Çocukla empati yapılarak, yaşadığı zorluğun anlaşıldığı çocuğa hissettirilmelidir.
  • Çocuk kaygılandığında ebeveynler sakin kalmalıdır.
  • Çocukların zorlandığı durumlarda muhtemel stratejiler geliştirmesine yardımcı olmalıdır.
  • Dışarda keyifli zaman geçirmesine yönelik planlamalar yapılmalıdır.
  • Bedensel belirtilerin fiziksel bir hastalığın göstergesi olmadığı bilinmeli ve çocuğun bedensel belirtilerine bu doğrultuda yaklaşılmalıdır.

 

Ayrılık kaygısı olan çocuklarda öğretmenler ve okulların rehberlik birimleri neler yapmalıdır?

  • Çocuğun okula başlatılması için ebeveynler ve ruh sağlığı çalışanları ile işbirliği içinde okula başlatma için ortak plan yapılmalıdır.
  • Ebeveynlerle sık görüşülerek kaygının nedenleri değerlendirilmelidir.
  • Okula başlama sürecinde ebeveynlerden birinin çocuğa eşlik etmesine izin verilmelidir.
  • Kısa sürede okulda kalma ve aşamalı olarak süreyi arttırma, stresli durumlarda sakinleşmesi için güvenli yer sağlama konusunda yardımcı olunmalıdır.
  • Çocuğun fiziksel semptomlarına odaklanmayı engellemek için alternatif fiziksel egzersizler önerilmelidir.
  • Diğer çocuklarla etkileşim ve oyun için cesaretlendirilmelidir.

 

ETİKETLER:
  • DOÇ. DR. MUHAMMED AYAZ
  • 2 Şubat 2018
  • 12232 Okunma